top of page

Elza

Güncelleme tarihi: 19 Mar 2025


TASARIMCI:

Ben Elif Ertetik. İstanbul doğumluyum ve halen bu şehirde yaşıyorum. Elza Jewelry’nin kurucusu ve tasarımcısıyım.

Mücevher tasarımcılığı serüvenim, 1998 yılında Mehmet Kabaş atölyesinde, “Kırmızı döküm mumu” ile tanışarak başladı. Mücevher üretiminde kalıp hazırlamakta kullanılan bu özel mum ile yapılan üç boyutlu modelleme ve takı yapımı süreci beni çok etkiledi. Aklımdaki bir fikrin mum modelden metale ve sonra eşsiz mücevhere dönüşme serüveni, el işçiliği ve üretmeye olan sevgimi, takı yapımında birleştirdi.  Daha sonraki yıllarda takı sanatı ile ilgili olan  geleneksel metal işleme teknikleri, değerli ve yarı değerli taş eğitimi, mücevher çizimi ve mine sanatı teknikleri eğitimi vb. pek çok eğitim almaya devam ettim. Yanı sıra, İstanbul’un kadim mücevher üretim yeri olan Kapalıçarşı ve Çemberlitaş bölgesindeki ustalarla birlikte çalışmalar yaptım.

2015 yılından itibaren tam zamanlı olarak kendi atölyemde koleksiyonlar oluşturuyorum. Her bir parçanın tasarım sürecini sabırla büyük emek vererek ama hiç eksilmeyen sevgi ve heyecanımla üretmeye devam ediyorum.


İLHAM VE ÇALIŞMA ŞEKLİ:


Elza Jewelry’nin tasarımcısı olarak doğanın insana mutluluk veren mucizelerini yakalamaya çalışıyorum. Genelde üç boyutlu formları tercih ediyorum. Bu formu bir heykeltraş gibi sanatsal bir esere dönüştürme gayretiyle tüm detaylarını keşfetmek bütüne varma yolculuğunu daha da güzelleştiriyor.

Bu yüzden benim için takı yapmak ilham aldığım formları üç boyutlu giyilebilir mücevherlere dönüştürme mücadelesidir diyebilirim.

Tasarıma başlarken, ilham veren fikrin ya da formun öncelikle zihnimde ona ait hikayesini yaşatıyorum. Bunun için çok sayıda yazı, bilgi ve fotoğraf araştırması yapıyorum.  Gerekli tüm detayları inceleyerek o forma ve ilgili olduğu şeylere hâkim olmaya çalışıyorum. Eğer üç boyutlu bir form çalışacak isem yapısal özelliklerinin uygulanabilir hallerine karar veriyorum.  Sonra çizim aşamasına geçiyorum. İşte bu noktada tasarıma başlıyorum ve çizimlerin arasından üretime ve ergonomiye en uygun olacakları belirliyorum.  Bu aşamada takı kategorilerine de karar vermiş oluyorum. Tüm modellerimi önce kuyumcu mumu ile hazırlıyorum. Bir heykeltıraş gibi şekil vererek, iki ya da üç boyutlu figür çalışıyorum. Mum kalıplardan metal dökümler elde ettikten sonra geleneksel metal işleme teknikleri kullanarak takı modellerini ortaya çıkarıyorum. Koleksiyonu oluşturuyorum ve sınırlı sayıda üretim yapıyorum.  Tüm koleksiyonların her bir parçası tek tek elde ve birçok aşamadan geçerek tamamlanmış oluyor.  Bu nedenledir ki kendimi tasarımcı ve zanaatkarın bir karışımı olarak görüyorum.

Kuyum mumu ile modelleme yapmak, ilgilendiğim forma kendi duygularımı ve yorumumu katmamı sağlıyor. Bunu en çok el yazısına benzetiyorum. Herkesin kendine has bir stili olması gibi mum ile çalışmanın da sadece bana özgü bir modeli var etmemi sağladığına inanıyorum. Zihnimdeki hayal metalde de aynı yapıya dönüşmüş oluyor.

Mum kalıplar metale döküldükten sonra el işi metal işleme zanaatı ve tekniklerini kullanarak takıya dönüştürme süreci başlıyor. Bu süreç ilerlerken aynı zamanda form ve tamamlayıcı parçaları kategoriye uygun olacak şekilde revize edilmeye başlıyor. Her formun küpe, kolye ya da yüzük olabilmesi birbirinden farklı ergonomi gerektirdiği için her birinin planlaması yeniden yapılıyor. Tasarımdaki renkler, taşlar, ek parçalar, mineleme ve rodaj gibi işlemlerin uygulaması ve takibi kendi atölyemde olduğu kadar, tarihi Kapalıçarşı bölgesindeki her biri kendi konusunda uzman atölyelerde tamamlanmaktadır.



TASARLARKEN:

 Tasarımlarımda karma teknikleri kullanmaktan hoşlanıyorum. Bu nedenle tasarım süreci, başlangıç noktasından son aşamasına kadar kendini sürekli yeniler. Yeni eklemeler olabilir, sadeleştirmeye gidilebilir hatta sil baştan yapılabilir. Değişik madenler ve renklendirme denemeleri yapılır. Bu sürece son verebilmek, bazen birkaç denemede, bazen de tıpkı bir ressamın tablosunu en iyi seviyeye çıkarmak için son dokunuşuna karar verme anı gibi belirsiz bir zamana da yayılabilmektedir.

Her biri tek tek ve el işçiliğinin çok çeşitli süreçlerinden geçerek üretilen bu takılar büyük bir sabrın, emeğin ve sevginin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. 

Değerli veya Yarı değerli taşlar ve inciler, takının en güzel tamamlayıcısı, en cazip parçasıdır. Genelde minik heykelcikler halinde sade olarak da kullandığım pek çok tasarımım olmasının yanı sıra tamamlayıcı bir unsur olarak taş ve inci kullanmayı çok seviyorum. Özellikle takının hikayesine hizmet etmesine dikkat ediyorum. 

Kadim bir sanat olan sıcak mine, tasarımlarıma mücevher değeri veren bir başka süslemedir. Mine sanatında var olan birçok tekniğin içinden Painting tekniğini kullanma amacım, çocukluğumdan beri vazgeçemediğim resim sevgimi mücevhere dahil etme hedefidir.

Markanın da felsefesi büyük ölçekli üretim olmadan her biri kişisel, benzersiz, özel parçalar yaratmanın yanı sıra işini büyük bir özen ve sevgiyle harmanlayan bir tasarımcının elinden aynı sevgi ve gücü takılarımı alanlara da aktarabilmektir.




















TEKNİK AŞAMALAR:


Mum modelleme-Kayıp Mum tekniği ( Lost Wax Model)

Ana kalıbı elde etmek için mumu şekillendirdikten sonra, özel tekniklerle metale dökme işlemine “Kayıp mum tekniği” denilmektedir. Bu işlem sırasında mum kaybolur yerine metal aynı şekli alır. O nedenle “kayıp mum”denilmiştir.

Bu teknik diş protezi yapımı için geliştirilmiş bir yöntemken zamanla mücevher üretiminde de kullanılmaya başlanmıştır.

Ben de tasarladığım mücevherin ana kalıbını hazırlamak için özel olarak üretilmiş mumları kullanmaktayım. “Kuyumcu” ya da “Modelaj mumu” olarak adlandırılan bu malzemenin içeriği parafin, balmumu ve bazı kimyasallardan oluşmaktadır. Kırmızı, mavi, yeşil gibi farklı renkler, farklı sertlik derecelerini ifade eder. Örneğin yeşil mum sert bir mumdur ve metal işleme tezgâhı ve aletleri ile çalışılabilir. Mavi mum ise yeşile göre daha yumuşak ve esnektir ama yine de metal aletleriyle çalışabilecek özelliğe sahiptir. Bu modelaj mumlarını yüzük mumu, düz plaka veya tel gibi, modellemeyi kolaylaştıracak uygun şekillerde tedarik etmek mümkündür. Ben hangi mumla çalışacağıma yapmak istediğim figüre göre karar veririm.  Çoğunlukla figüratif çalışmalarımda “Kırmızı mum” ile çalışmayı tercih ederim. Bu tamamen benim kişisel olarak rahat bulduğum ve çalışmayı sevdiğim bir yöntemdir.


Metal döküm, 

Mum parçalar mücevherler için tasarlanmış uzman dökümhanelerde istenilen özellikteki metallere dökülür. 

Çok detaya girmeden genel olarak süreci anlatmak gerekirse: Mum parçalar mumdan bir silindir boruya, çam ağacının dalları gibi sık bir şekilde dizilir ve bir fanus içine alınır. Daha sonra fanusun içi ince seyreltilmiş alçı ile doldurulur. Dereceler fırınlanır ve bu sayede alçı sertleşir. Daha sonra metalin ergiyerek ve dökülebileceği özel fırınlara aktarılır, burada mum erirken kalan boşluğa metal dolar. Daha sonra metal halini almış kalıplar çıkarılıp yıkanır, alçıdan temizlenir. Böylece diğer işlemlere geçmesi için ön bir temizlik olur. 


Tesviye ve kaynak:

Motorlu freze, metal aletleri, kıl testeresi, zımpara vb. gibi birçok aletle yapılan ve amacı parça üzerindeki şekil verme ve/veya fazlalıkları, pürüzleri ve hataları giderme anlamına gelen işleme tesviye denilir. 

Tesviye bence çok dikkat isteyen titiz bir çalışmadır. Çünkü tasarımın şekil verme sürecine devam ederken yanlış bir hareket telafi edilemeyen form bozukluklarına neden olabilmektedir. 

Şaloma dediğimiz kaynak aleti, tüp ya da oksijenle çalışan, metali eritebilecek güçte ateş veren bir alettir.

Kaynak işlemi sayesinde metalin özelliğine uygun kaynak teli ile gerekli parçalar birbirine kaynatılır. 


Diğer işlemler:

Bu aşamada yine tasarımın gerektirdiği diğer işlemlere devam edilir: cila, taş mıhlama, rodaj, kaplama (altın/gümüş kaplama), lazer kaynak, lazer yazı yazdırma, vb. diğer işlemler, konunun uzmanı atölyelerde tamamen el işçiliği ve geleneksel metal işleme yöntemleri kullanılarak uygulanır, ürün nihai hale gelmiş olur.

Şunu da ifade etmek isterim ki mücevher yapımı çok katmanlı çok farklı uzmanlık ve ustalık gerektiren bir yapım sürecine sahip bir meslektir. Zanaatkarlık gerektiren her işi çok seviyorum ve çok saygı duyuyorum. Her bir “Usta” mücevher yapım sürecinin en az bir bölümünde ustalaşmak ve atölye sahibi olabilmek için yıllarını veriyor. Büyük bölümü konularıyla ilgili alana ait bilgi birikimine sahip olabilmek için çocukluklarından itibaren çalışma hayatına giriyor.

Takıların kaliteli ve sağlam olması, gerektiğinde müdahale edilerek tamir edilebilmesi ve nesilden nesile aktarılabilmesi için çok titiz, detaylı, sabır gerektiren ve dikkatli bir üretim sürecinden geçirilmesi gerekiyor ve bu da zanaatkarlar sayesinde mümkün oluyor.

Benim de tasarımcı olarak amacım; Elza markası altında üretilen her bir takının bu ustalık serüveninin bilgi birikimden süzülerek, kalitesi yüksek, görsel zenginlik ve cazibeye sahip bir ürün olarak takı severlere ulaştırılmasıdır.

Takılarımda kullandığım maden, ağırlıklı olarak gümüştür. Ağır ve büyük parçalarda genellikle bronz ve pirinci tercih ediyorum. Sıcak mine için de bakır ve gümüşü birlikte kullanıyorum.


Gümüş ayarı döküm için 925, mine çalışması için de 1000 ayar olup mine işlerimde, mükemmel bir iletken olan ve doğada saf halde bulunan bakır madenini kullanmaktayım. Döküm işleri bu iş için özel olarak kurulmuş dökümhanelerde yapılmaktadır. Ayrıca yarı mamul ve değerli / yarı değerli taşları, bu konuda faaliyet göstermek için kurulmuş, sektörde bilinen, güvenilir tedarikçilerden temin ediyorum.



MİNE SANATI

Mine çalışmalarında kullandığım mine tozu markaları; Soyer, Schauer ve MineGlass’tır. Mine Panting tekniği için de Ferro Sunshine ve  MineGlass cam boyalarını kullanmaktayım.

Öğütülmüş ve yıkanmış mine tozlarını, minenin doldurulacağı boşlukları önceden hazırlanmış ve temizlenmiş gümüş döküm parçaların yüzeyine direkt uygularım. Yanı sıra çeşitli ebatlarda kesilmiş bakır parçaları bombeleştirerek hazırladığım yüzeye önce zemin minesini beyaz mine ile hazırlar sonra mine boyalarından hazırladığım palet ile resmi tamamlayarak yaklaşık 710 ile 750 C derece arasında pişiririm. 


                                  



 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


bottom of page